07/06/2026
Bodrum deyince iki katlı beyaz evler, mavi-yeşil deniz, kendini Anadolu kültürüne adamış Halikarnas Balıkçısı, bugün artık olmasa da Dünyanın yedi harikasından biri Mozeleum, Myndos Kapısı, Antik Tiyatro, Şövalyeler Kalesi, kaybolmaya yüz tutan mandalina bahçeleri, mimozalar akla gelirdi. Hala güzelliklerini korumaya çalışan bu yerde ben de “iyi bir şey | ekmek sanat” ile akıllarda olacak yeni bir değer yaratmaya çalışıyorum. Ege’ye, Anadolu’ya olan tutkumla başlayan bu yolculukta eski dostum Mimar Erhan İşözen yaratıcı mimarlığı ile mekana farklı değerler kattı. Yıllar öncesinde Bitez’de deniz kenarında olmayan, küçük meydanları, dar sokakları, birbirine bağlanan küçük evleri olan etkileyici bir siteyi görmüştüm, yaptıklarını dillendirmeyen arkadaşım Mimar Erhan İşözen yapmıştı. Uzun yıllardır Ege’de eski bir mübadele köyünün restorasyonlarını yapıyor ve köyü eski haliyle yarınlara taşıyor, verimli topraklarındaki zeytinliklerden dostları için özel zeytinyağlar üretiyordu. Şimdi ise ona uzun sohbetlerimizde anlattığım Anadolu tohumlarını, yadigar buğdayları “iyi bir şey | ekmek sanat” için yetiştiriyor.
Mekanın mimari tasarımı üzerinde konuşurken; sen fizik mühendisliği dışında sanat yönetiminde master yaptın, rahmetli Füyeya hanım sanat yaşamın içinde olmalı derdi, sen de bu yapıyı aynı zamanda bir sanat galerisi olarak da kullanabilirsin diyerek mekanı başka bir boyuta taşıdı. İlk ürünlerimizi fırından çıkarttığımız bu günlerde ülkemizin kültürüne, sanatına, Anadolu nun değerlerine, yükselişine emek veren yaratıcı kadınları, sanatçılarımızın portreleri ve seramiği mimari alanlarda öncü olarak kullanan Füreya’nın değerli bir eseri ile ilk sergimizi açtık… Ben de onlardan birisi olmak için sağlıklı ve doğru beslenmeye emek veriyorum. Beşbin yıllık gerçek ekmeğin izini sürüyor ve tüm lezzetlerimizin yalnızca bir besin olarak değil zamanın, geleneğin toprağın ve insanın ortak hafızası olan kültürümüzü bugünkü yaşama, sofralarımıza taşımak için çalışıyor ve üretiyorum.